OTOSANSÜR
PARTAKE 01 / Dilimin Ucu ; Yıldız Teknik Üniversitesi, İletişim Tasarımı Bölümü öğrencilerinin tamamen kişisel girişimleriyle yarattıkları bir projenin ilk sergisiydi. Anasayfada duyurduğum üzere serginin açılışında bir performans yaptım. Ortaya çıkan çalışma da serginin bir parçası oldu.
Fakat duydum ki; geçtiğimiz günlerde kimliği belirlenemeyen biri, çizimin üzerine "post-it" yapıştırmış. Üzerine de "Bu resmi yapanaaa... minettarım." şeklinde bir not yazmış. Bu olayın üzerine, başına bir şey gelmemesi için "resim" , asılı durduğu duvardan kaldırılmış.
Şimdi bu noktada "Sansüre maruz kaldım; yeniden!" tadında çığırmak mümkün. Fakat işin ilginç bir kısmı var, beni etkileyen aslında odur.
Bu post-it i yapıştıranın amacını, tepkisini ya da niyetini kestirmek benim içim mümkün değil. Gelin görün ki; bu ufak "post-it", bir otosansür uygulamasını tetikleyecek kadar güçlüymüş meğer. Meğer buluttan nem kapar hale gelmişiz, aman bir şey olmasın, canım zarar gelmesin diye titreye titreye yapıyormuşuz işlerimizi. E zaten.
Sergiyi düzenleyenlerin eseri korumak için kaldırmalarındaki iyi niyetten hiç şüphem yok, yanlış anlaşılmasın. Kişisel olarak değil, olay bazında bakıyorum bu mevzuya.
Nihayetinde bu durumu nasıl ele alacağımı söyleyeyim; eserin kaldırıldığı yere aynı boyutta boş bir kağıt asacağım, üzerine de bahsi geçen "post-it"i yapıştıracağım. Yanına belki bir not da yazarım. Üzüldüm ya.
Bugün Erwin Green oldum.
Bugün adımı Erwin Green olarak değiştiriyorum ve İngiliz oluyorum. İngilizce'yi "adventure" oyunlarından ve dublajsız filmlerden öğrendim. İngiltere'ye hiç gitmedim ve tanıdığım İngiliz sayısı 10'u geçmiyor.
Çizgi

Son birkaç yıldır yaptığım çizgi çalışmalarından bir bölümünü, kategorilere ayırarak 35 yeni işle beraber çizgi bölümüne koydum. Buradan buyrun.









